Sayfalar

Çocuk




 yıl olmuş sen gideli ben umudumu kaybedeli ve her kaybediş daha az acıtır olmuş, aralara binlerce dua sıkıştırmışım binlerce yalnızlık yüzlerce sabah ve bir o kadar da gece ... 
   her şeyimizi bırakıvermişiz o köprüde gençliğimizi, sevdiklerimizi, bilincimizi, iyi ve kötü olan her şeyimizi... ben mi baktım en son yüzüne, sen niye bakmadın ki sanki yüzüme son bir kere  oyyy çocuk oyyy !
...gör beni uzattım elimi , o güzel mavi gözlerinle gör beni görsene , uzat elini dokunsana , konuş benimle konuşsana , biz neredeyiz, ben neredeyim, sen neredesin kardeşim...

Deniz


...hep merak etmişimdir neden deniz seni hatırlatır, halbuki onu anımsatacak mavi gözlerin yoktu senin yada o kadar tuzlu değildi tenin...
peki neydi her baktığımda ki bu tuhaf benzerlik... düşünüyordum, düşündükçe yüzeyden uzaklaşmakta, gittikçe dipte aramakta, indikçe basınç artmakta, arttıkça kulağımda ki acı daha da duyulmaz ediyordu sanki sesini... o halde nereden geliyordu bu yanılsama belki de kandırıyordu beni deniz, rengini bile gökyüzünden çalmıştı sonuçta her rüzgarında bir heyecan, her fırtınasında bir dalga, kötü bir taklidi gibiydi kardeşinin... peki sen neresindeydin bu resmin? 
ne o bankta otururken buldum yanıtı ne üsküdara geçerken vapurda...kocaman sulardan isterken cevabı, buluverdi yanıtı gözümde sakladığım küçücük bir damla...

                                                                                                 Mesut Rüzgar GÖRGÜLÜ
"Ozymandias"

Eski bir diyardan gelen bir gezgine rastladım
Dedi ki; çölün ortasında gövdesiz, kocaman iki taştan bacak dikili
Yanlarında yarısı kuma gömülmüş, parçalanmış bir surat
Çatık kaşları, bükülmüş dudakları ve emir buyuran küçümseyici bakışı
Bu heykeli yontanın, onun tutkularını çok güzel aktardığının kanıtı
Ki bu cansız taşlara kazınmış bu tutkular
O heykeli yontan ellerden de, heykelin sahibinden de uzun yaşamış
Ve heykelin dibinde şunlar yazılı:
"Ben krallar kralı Ozymandias
Bak eserlerime ey kudret sahibi, bak ve umudunu kes"
Yanında hiçbir şey yok
O çürümüş devasa enkazın etrafında
Uçsuz bucaksız, çırılçıplak kumdan başka hiçbir şey kalmamış.

Dünya Down Sendromlular Günü

keep calm ıt's only an extra chromosome !


Her insanda 23 çift kromozom bulunur ve bu kromozomlar vücudumuzun genetik miraslarını taşıyan yapı taşlarıdır. Bazı insanlar 21. kromozom çiftinde oluşan fazladan bir kromozom nedeniyle “Trizomi 21” adı verilen bir “”genetik farklılık” ile birlikte doğarlar. Diğer bir deyişle “Down Sendromu”.
Birleşmiş Milletler tarafından 21 Mart tarihi tüm dünyada Down Sendromlular Günü olarak kabul edilmiştir. Bu tarihin özel bir anlamı olup 21.kromozom çiftinde fazladan meydana gelen 3. kromozomu simgelemektedir.
Down Sendromu bir hastalık değil, genetik farklılıktır.
Down Sendromu bir hastalık değil, genetik farklılıktır.En basit tanımı ile Down Sendromlu bireylerde 46 yerine 47 kromozom vardır.
Fiziksel olarak birbirlerine benziyor gibi görünseler de aslında farklıdırlar.Diğer çocuklar gibi Down Sendromlu çocuklarında kendilerine has karakterleri, yetenekleri ve düşünceleri vardır.
Son derece sosyal ve kolay iletişim kurabilen bireylerdir.Birçok alanda başarılı olabilirler.Yaptıkları işi sahiplenme içgüdüleri yüksek olduğunda titizlik ile çalışabilme becerileri vardır.
Melek çocuklar diye bilinirler.

srebrenitsa - mavi kelebek

Yakın tarihimizin en karanlık sayfalarından birini teşkil eden Bosna Savaşı (1992-1995) esnasında Bosna Hersek’te 312.000 kişi hayatını kaybetti. Bu kayıpların 200.000 kadarı Boşnak halkına aitti ve bu halk dünyanın gözü önünde sistematik bir soykırıma tabi tutulmuştu. 
11 temmuz 1995 günü Srebrenitsa’ya giren Sırp güçleri II. Dünya Savaşı’ndan sonra en büyük etnik kıyıma imza attı.
Birlesmis Milletlerin kontrolu altında olan Srebrenitsa'da , Hollandalı askerlerin göz yummasıyla yaşları 14 ile 75 arasında değişen 8 bini aşkın Müslüman Bosnalı erkek ve çocuk Sırplarca katledildi. 
Bosna ve Kosova’daki katliamlarda öldürülen sivillerin gömüldüğü toplu mezarların yeri bilinmiyordu, ki pek çoğunun halen de bilinmiyor. 
Söylenenlere göre toplu mezarların saklanmasında gösterilen itina pek az şeyde gösterilmiş. Mezarlar hem derin kazılmış hem de üstü kapatıldıktan sonra çevrenin doğal bitki örtüsüne uygun olarak yeşillendirilmiş. 
Bugüne değin toplu mezar bulmak için uğraşan insanların kullandıkları yöntemler (uydu resimleri vb) bu yüzden pek işe yaramamış. 
Sırpların savaş sırasında katlettiği Müslümanların cesetlerinin bulunduğu toplu mezarlar yıllar sonra Bosnalıların mavi kelebekleri takip etmesiyle bulundu. 
Çünkü mavi kelebekler tek bir çiçeğin üzerine konuyordu.Ve o çiçek sadece Bosna’daki toplu mezarların üzerinde çıkıyordu.Bu çiçek Artemis Çiçeğiydi.Bosnalıların verdikleri isimle Ölüm Çiçekleri. 
Bosna’da Mavi Kelebekler ve Ölüm Çiçekleri sayesinde bugüne kadar 300 toplu mezar bulundu
srebrenitza yaklaşık 8 bin boşnağın katledildiği yer. hem bir yer adı hemde 2. dünya savaşından sonraki en büyük katliamın adı. 
bosna da savaş devam ederken bu bölgeye gelen hollandalı birleşmiş milletler güçleri yerli halka yani müslüman boşnaklara, bu bölgenin artık güvenli bölge olduğunu ve tüm silahların toplanması gerektiğini söyleyerek bölgeyi silahsızlandırıyorlar. hollandalıların hemen ardından bu bölgeyi işgal eden sırplar herkesi katlederek öldürüyorlar. 7 yaşında bir çocuk da var içlerinde... ve biz dahil tüm dünya bu olaya böyle aval aval baka kalıyor. avrupa nın 'göbeğinde' 1995 yılında gerçekleşen bu katliamın bugün anma törenini ve bulunan yeni toplu mezarlarda ki kişilerin cenaze törenini izleyenler bir parçada olsa suçluluk duymuşlardır sanırım... 
srebrenitza binlerce kalp dolusu acının olduğu bir yerdir.
türkiye nin daha iyi anlaması, yakın durması, hakikatli ilişkiler kurması -halklar ve hükümetler düzeyinde- gereken sarayova yani saraybosna nın sınırları içindedir.
kalbimize vuran bir soy acısının adıdır.
bosna mayko, srebrenitza sestro...

jose mujica


Uruguay ile olan tanışıklığımız Muslera ve Lugano ile sınırlıyken, geçtiğimiz hafta gazetelerde esrarı yasallaştırması ile tekrar dikkatimizi çekti.  
Ama asıl dikkat çekici özelliği dünyanın en fakir devlet başkanı ünvanına sahip başbakanları Jose Mujica'ymış! 

12.000 dolarlık maaşının %90'ını fakirlere ve küçük girişimcilere dağıtan Mujica'yı yakından tanıyalım ve takdir edelim..
Kendisi rahat bir adam. Görünüş onun için çok önemli değil.Bütün hayatını ülkesi için mücadele ederek geçirmiş...
Halkın hakları için savaşan bir gerillaymış. 2 kere hapse atılmış ve 6 kere vurulmuş...
başkanlık sarayı. Ama orada yaşamıyor,Onun yerine, karısıyla birlikte bir çiftlikte yaşıyor
1987 Model Vosvos'a binen başbakan, boş zamanlarında çiftçilik yapıyor. Karısı da çiçek yetiştirip satıyor.
Evlerine doğru giden yolda 2 tane koruma görevlisi, eve yaklaşmadan görevlerini yerine getiriyor. Bir de 3 bacaklı bir köpeği var..  ayrıca   ,  http://onedio.com/haber/uruguay-a-yerlesmek-icin-23-sebep-2681443-sebep-268144

Pripyat



cernobil faciası sonrası boşaltılan sovyet döneminin örnek şehri, felakete 4 km uzaklıktaki, felaketin ertesi günü kiev'den getirilen 1000 otobüsle bir kaç saat içinde boşaltılan daha sonrasında ise yağmalanan günümüzde normalin hala 20-50 katı arasında radyasyonun etkisinde duran hayalet şehir.
hala normalin çok çok fazla üstünde radyasyon seviyesine sahip olan, ancak bir gün mutlaka gidip gezmek istediğim yerlerin başında gelen hayalet şehir.

bir şehir düşünün ki sanki zaman durmuş, bir sabah insanların tümü terketmiş gitmiş, boş lunaparklar, etrafta 26 nisan 1986 tarhli gazeteler, paslanmış lenin heykelleri ve daha neler neler...

o boş şehir neler anlatır insanlara.. soğuk savaşı, 90'lara doğru göçmeye başlayan sovyet sistemini, öleceğini bile bile çernobil'e müdahele eden ve facianın büyümesini önleyen itfaiyecileri ve askerleri, büyük sovyet rüyasının çöküşünü...belarus sinirina yakin, 1986 yilinda 50.000 nüfusu olan ve cernobil faciasi yüzünden tahliye edilen ukrayna sehri.ukrayna'da bulunan yeryüzünün en büyük hayalet şehri. 26 nisan 1986 yilinda çernobil nükleer santralinin reaktöründe yaşanan patlamadan sonra 10 kilometrelik "tehlikeli" çemberine giren 49 bin nüfuslu pripiat şehrinin sakinleri 30 saatlik bir çalışma sonucunda çevre illerden gelen otobüsler sayesinde boşaltılmış. bilim adamları tarafından şehrin 900 yıl daha bu şekilde kalacağını söyledikleri belirtilmekte... tüm radyoaktif partiküllerinin tamamen yok olması için, 48 bin yil geçmesi gerekiyor...