mario teran
1967 yılında, bolivya ordusunda çavuşken, cia desteğiyle yakaladıkları che guevara'yı öldüren adamdır kendisi.'kim öldürecek' diye karar verilemediğinden, kısa çöpü çekmek sureti ile görevi yerine getirmiştir.
daha sonra bazı korkular yaşamış, guevara'nın öcü için öldürüleceğinden korkmuş ve korku dolu bir hayat yaşamıştır.
ancak başına bişi gelmemiş ve bugünleri görecek kadar yaşamıştır.
sadece son yıllarda katarakt problemi yüzünden gözlerinde görrme kaybı yaşamaya başlamış.
geçen sene de bir katarakt ameliyatı geçirmiş, başarılı operasyon sonucunda yeniden rekleri ve dünyayı tam olarak görebilmiştir.
işin ilginç yanı, ameliyatı yapan doktorların kübalı olmasıdır.
küba gazetesi granma, haberi şöyle vermiş:
teran’ın bir hayali ve düşünceyi yok etme girişiminden 40 yıl sonra, che bir savaştan daha galip ayrıldı”
gazetenin haberinde şu satırlar da yer almış:
“şimdi yaşlı bir adam olan bu kişi yeniden gökyüzünün ve ormanın renklerine dalabilecek, torunlarının gülümseyişleri ile keyiflenebilecek ve futbol maçı izleyebilecek.”
teran'ın oğlu da, kübalı doktorlara teşekür etmek için bolivya'da bir gazeteye ilan vermiş. zaten olayın ortaya çıkışı da böyle olmuş.
“okulun bahçesine girdiğimiz zaman che bir bankta oturuyordu. beni görünce,
-beni öldürmeye mi geldiniz, dedi.
ihtiyatlıydım. o’nu cevaplamaksızın kafamı yere indirdim. sonra bana yeniden:
-diğerleri ne söylediler?
o’nu bir şey söylemediler diye cevapladım. o yorumladı:
-onlar kahramanlardı!
ateş etmeye yeltendim. o anda che bana büyük, çok büyük, koskocaman göründü. gözleri çok parlaktı. birden kendimi yukarıya fırlatılmış gibi hissettim. bana dikkatle baktığını gördüğümde midyem bulanmaya, başım dönmeye başladı. ani bir hareketle che’nin, silahı benden aldığını sandım. bana “sakin ol bekçi, iyi nişan al, sen bir insan öldüreceksin!” dedi. sonra, kapının eşiğine doğru geri bir adım attım. gözlerimi kapatarak ilk kurşun yağmurunu […]. yeniden şuurum yerine gelince, o’nu ikinci kez kurşun yağmuruna tutarak, kolundan, omzundan ve kalbinden vurdum. evet, artık o ölmüştü”
